Sayfalar

Follow by Email

30 Ocak 2012 Pazartesi

Erkeğin Dramı part 1 Evet Erkeğin ( Part 2 yolda beyler)

Odamdayım. Bir kutu gibi ufacık olan bu tek göz oda, benim yaşadığım alandayım. Odaya zorla sığdırılmış bir yatağın üzerinde boylu boyunca uzanmaktayım. Birden içime bir sıkıntı geldi. Bu sıkıntının halledilebilmesinin tek şartı, ya ayağı kalkıp tuvalete gitmek ya da yatağı ıslatıp bütün gece nemli bir uykuda rahatça uyuyabilmeyi ummaktı.
Yorgandan önce ayağımı çıkarıyorum, ayağımın odanın sıcaklığına alışmasını bekliyorum. Ardından bacağıma kadar yorganı açıyorum. Sonra birden tekrar hepsini örtüyorum. Bu kadar mahramiyet fazla gelmiş olmalı ki yorganıma tekrar sarılıyor ve aklımdan tuvalete yarın giderim düşüncesi ve bunu yapabileceğimi ispat edebilmek için gerekli teçhizatı sunuyorum. Evet, yarına kadar tutabilirdim. Ve bütün gün rüyalarımda umumi abdesthane arar dururdum, biliyorum. Ve kaç defa da işediğimi görürdüm oralara. Sonra uykudan göz ucuyla uyanır, donumu şöyle bir yoklardım. Ter harici nemli bir kumaşa rastlamadığımda, ya uykuya devam eder ya da rüyalarımın bana vermiş olduğu korkuyla tuvalate giderdim.
Tüm bunlardan sonra, sonradan çekilecek azabı şimdi çekileninden daha tehlikeli olduğunu düşündüğümden şimdi tuvalete gitmenin daha yararlı olduğuna karar vermiş bulunuyordum.

Yavaşça doğruldum ve üzerimde beni boğmaya çalışan kazağımı çıkardım. Yatakta bağdaş kurup, daha önce hiç bakmadığım internet sitelerine daha önce hiç ilgi göstermediğim kadar ilgi gösterdim. Artık anlamıştım, ertelemenin manasının kalmadığını. Şu dakikalarda tuvalete girmek yerine blog yazmaya devam ediyorum. "Lan mal mısın oğlum girsene şu tuvalete" gibi çirkin ithamlarınızı işitir gibiyim. Evet işitir gibiyim. Yazı büyüsünün bozulmasını istemedim. Çok bile lan bu size.