Sayfalar

Follow by Email

2 Nisan 2012 Pazartesi

Başka bir hikayede anlatılacak hikaye

Kendime saklandığım şu yazımın tüm içeriği, esrarengiz bir takım olayların bütünüdür. Hikayeyi anlatmadan sorunlarıma geçemiyorum. Eğer geçersem de anlamsız duygu çatışmaları, veryansınlar ve çığlıkların hiçbir anlamı olmayacak sizler için. Sizin için basit birer duygulardan ibaretmiş gibi gelecek ve herkezde var olabileceğine inanacaksınız.

Gelin görün ki, anlatacağım olayların utancından kıvranmaktayım. Ve bu utanç, benim bu anıyı paylaşmama izin vermiyor. Belki başka bir adla, başka bir zamanda sizlerle paylaşırım. Belki de bu yazıda paylaşır ve adımı gizlerim. Belki de bazen bu yüzden başka bir isimle yazılar yazıyor ve tanıdıkların sırf beni tanıdıkları için takip etmelerini istemiyorum.

Haydi boşverelim o utançlı hikayeyi, size biraz kendimden bahsedeyim. Çok takıntılı birisiyimdir mesela. Ama takıntılı olduğumu dışarıya belli etmeyeyim diye, takıntılı olduğum konuda rahatsız olduğum davranışları sergilerim. Bu da kendi kendine bir takıntı pek tabi. Ne yazık ki, son takıntımı fark edecek tek kişi benim. Kendimi fazladan aldatmanın manası yok ve başaramıyorum da zaten. Bazen paranoya yaptığım olur, yürürken ara sıra arkama bakıp takip edilip edilmediğime bakarım. Arkamda bir adam varsa, geçmesi için yavaşlar ve ani hareket edebilme olasılığı için, kendimi hazır tutarım kavgaya. En azından bir yumruk savurmaya… Ama bunlar basit şeyler, eminim çoğunuz da bunları yapıyordur. Yapmıyorsanız, bilin ki ben bunları gayet doğal karşılayarak yapıyorum ve herhangi bir yardım almayı düşünmedim. Yardımı da kimden alacağım ki, parasını ödediğim bir psikoloji uzmanı mı? Spor salonundan ne farkı var ki bunların, tamamıyla önyargılı olduğum bir konudur.

Kendini tanıtmak diyorduk. Nasıl olur ki kendini tanıtmak? Ne diyeceğim? Ben şunları yaparım… Ya yarın yapmazsam. Ya söylemesi hoş olduğu için söylüyorsam.

Utançlı hikaye diyorduk kendimi tanıtmaya takılmadan önce. Bugün de anlatmamak için çeşitli bahaneler uydururken, kendimi kaptırırken yalanlarıma ve en önemlisi kendimi size dürüstmüş gibi davranan birisi olduğumu inandırmaya çalışırken, asıl konudan sapıyor ve kendi kötülüğümün, hatalarımın, rezilliğimin önünü tıkıyorum. Ve gariptir ki en çok zevk aldığım kısım, sizi ve kendimi aldatırkenki an oluyor. Ve en güzel yalanlarımı da yalan söylediğim anları size açıklarken söylerim. Bir yalancının dürüstlüğüne inandırırım. Aslında yalan söylemem sizin umrunuzda bile değil, umrunuzda olan tek şey; okunmaya değer bir şeyler bulmak, zevk ve heyecan yaşamak. Tatmin olmak istiyorsunuz. Hepiniz benim sözcüklerimle orgazm olmak istiyorsunuz. O zaman kendimi koca bir penis gibi görmem hoşunuza gidecektir. Veyahut bunu apaçık söylemiş olmam sizi iğrendirecektir. Ama emin olun ki, sikilen hep siz olacaksınız…