Sayfalar

Follow by Email

4 Nisan 2013 Perşembe

Akşamdan sonra Sabahtan önce


Gazetede yazmış, ölüm hiç beklemediği bir anda geldi, diye. Hangi ölüm beklerken gelir, hangisi tam beklediğiniz anda olur, bilemedim. Sevdiği hayatı terk etmek ve gitmek. Sadece sevmek değil, nefret etsen de gidemezsin, saplansan da gidemezsin bu hayattan imkanın olsa. O yüzden tanrıyı yarattın ve dedin ki, bir şekilde devam edecek hayatım, yitip gitmeyeceğim bu hayattan. Yok olmayacağım dedin. Ve yarattın tanrıyı. Öylesine mükemmel yarattın ki, olmadığını bile kabul edemedin. Çok korktun onun mükemmeliğinden. Yitip gitmekten, yok olmaktan.

Sanatla ilgilendin, yazdın, çizdin, bağırdın, kükredin. Hepsi ne içindi ? Hepsi insanlara bilinç aşılamak, geliştirmek, anlam kazandırmak için mi ? Hayır dostum, hepsi kendin içindi. Kendi varoluşunu kanıtlama, hatırlatmak içindi. Yoksa sanatmış, falanmış filanmış hiç umrunda değil. Sadece var olmak amacın. Aşık olmak değil, aşık etmek amacın. Aşık et ki, kavrulsun senin için ve hiç unutamasın. Sen ölünce de yaşatsın seni. 
Zevk-i sefaya dalarken bunun çoğunun zarar olduğunu sezdik ve zevki sefanın sırf 'hayat' olamayacağını bilecek kadar zeki idik. Neden sevdiklerinle bir araya gelip eğlenmeye çalışırsın ki, neden acı çekmek, üzülmek istemezsin? Bunlarda hayatın içinden ve kaçındığımız onlarca şeylerden bir tanesi. Fakat, üzülmenin sevincini bulamamış ahmaklar, hala elde edemediği mutluluklar için üzülmekte, dert yanmaktadırlar.

Neyse burada bitiriyorum. Ölümüme 10 dakika daha yaklaştım, acaba ölmeden önceki son 10 dakikam nasıl olacak, belki de önümüzdeki 10 dakika. Bu belirsizlik, neden bilemiyorum. Eğer 10 dakika sonra kendimi öldürürsem gerçekten bileceğim.