Kayıtlar

Evde

Çok sıcak Çok boğucu çok sinekli evde Yaşayan bir ben mi varım sanıyorum Böcekler, kurbağalar hepsi bir adım ötemde hepsi beni bekliyormuş gibi, nöbette Korkuyorum çekirgelerin sesinden Korkuyorum ani çalı hareketlerinden Yalnız kalsam da bu çok boğucu, çok sıcak, çok sinekli evde Seviyorum yalnızlığı ve onun götürdüklerini. Ve hiç birşey beklememek yalnızlıktan, kaybettirmez dünyayı Velhasıl kazanmak için şansında olmaz ya, neyse...

Senle Beraber Olsam da Sevgilim...

Hiç görmesek birbirimizi ve özlesek. Ömür boyu bağlansak da yalnızlık ömür boyu... Bu şarkıyı araştırırken, paylaşan bir arkadaşın sözünü gördüm; yaş 9, sokakta oynayan 3 çocuk... evlerden birinden gelen bir şarkı. kaldırıma oturup dinlemiştik, o 3 çocuk şimdi apayrı yerlere dağıldı. ama bu şarkı hep bana o andaki gibi mutlu hissettiriyor kendimi. teşekkürler mfö! Gerçekten teşekkürler. Bu sözdeki güzelliği ve acıyı hissettim. Aynı anda mutluluğu. Birçok duyguyu hissettirdi bana. İşte dedim, sanat bu sözler arasında gizli. Herkesin hayatta doğruları vardır. "Benim doğrum yok" diyen birinin doğrusu bile doğrusuzluktur. Ve doğrular düzdür, kenarında köşesinde hiç bir yerinde bir kıvrım, bir düzensizlik yoktur. Ve uzar giderler sonsuzluğa. Bazı noktalarda dururlar, ama devam ederler sonra. Bazı arkadaşlarıyla da kesişirler. Ama devam ederler. İki farklı doğrunun kesişmelerinden başka buluştukları bir an daha yoktur. Kendi yollarına devam ederler. Her doğrunun birbiriyle ...

Bir Fotoğrafın Ardına Bakmak

Gülümseyen iki yabancı bir insan. Birbirlerini çok iyi tanımakta fakat tanımazlıktan gelmektedirler. Ve birisi bir nükte ettiğinde diğeri bıyık altından sinsice güler. Oyun budur. Diğerlerinden zekiyiz oyunu. Zamanın hızlı bir aktığı bir anda, yani einsein’in dediği gibi zamanın eğlenceli geçtiğinde çabuk aktığını sandığınız bir anda, fotoğraf delisi bir arkadaş diye adlandırdığınız zevat, kendinden beklenen davranışı sergiler ve deli gibi fotoğraf çekmeye başlar. Saçını başını, götünü aşını ve yemek yediği tahta masayı birbirine bağlayan tahta parçalarını bile ilginç bulup çekecektir bu zat. Ve en sonunda benim şu an gördüğüm ama sizin sadece hayal ettiğiniz iki kişinin fotoğraflarını çekecektir. Birden yan yana durdular ve fotoğraf delisi olarak adlandırdığımız arkadaş fotoğraflarını çekiverdi. Ve olan oldu. Sadece bir fotoğraf çekilmiştir. Fakat ardındaki sırrı sadece onlar biliyordur. Veyahut onlar öyle sanıyorlar, birde fotoğrafların ardına bakabilen bir ben… Kendimi övmek iç...

Bir eksik var Bir eksik vardı Bir eksik

Bir düzine eksik çıkar hayatımdan. Kendi kendilerine kapanır. Kendi hallerine bıraktığımdan. İşlerin kendi kendine yürümesi, insanlığı tembelliğe alıştırır. Ve tembellik, sizi uyuşuk bir insan haline getirir. Ve öğrenemediğiniz bir çok şey olarak geri döner. Eksikleri nasıl dolduracağımı bilmediğinden ve o işin kendi kendine işlemesinden, süreci kaçırırım. Otomatik vites kullanan araba şoförleri gibi, araba kullanıyor sayılmam. Ama arabayla biryerden biryere gidebilirim. El atma vakti, sorunlarına veya varilindeki delikleri tıkamaya. Su damlarsa musluktan, halletmeli. Nasıl olacağını öğrenmeli. Ve yapmalı. Yapmalıyız. Yapmamız gerekenleri. Bu aralar düşündüğüm bir konu, kim olduğumu tam olarak bilmediğim. Tam olarak neyim ve kimim? Benden istenen ne, benden öncekilerin benden umdukları neydi? Ne kadar önemliydi benim hayatta olmam. Savaşmışlar mıydı, benim doğmam için. Acılarını unutturmam için savaşmışlar mıydı, kan dökmüşler miydi. Bir gün, gerçekte kim olduğumu öğreneceğim. O gü...

Yaşlı kadınının adı Feride idi

Yaşlı kadının adı, Feride idi. Yıllar önce annesinin köylerine gelen zengin kadınların kendi arasında sohbet ederlerken duyduğu ve beğenip koyduğu bir isimdi. Annesi bir romandan da bahsetmişti ama kimin yazdığı hakkında hiç bir fikri yoktu. Feride adında yaşlı bir kadın ve mavi gözlü. Gülse çok tatlı olabilecekken gülemiyordu. Belki kendi de bunu istiyordu fakat Edirne'nin soğuğu, dışarda mısır satmaya çalışan bir insanın yüzünü güldüremiyordu... torunların en küçüğünün adı ayşegül 4 yaşında. pek neşeli ve güleç bir yüzü vardı, gözleri maviydi. Ailede o ve yaşlı kadından başka gözleri mavi olan birisi yoktu. Ayşegül konuşmayı henüz tam beceremeyecek yaştaydı. Ama yine de derdini anlatabileceği çok yön vardı. Dünyayı tanımaya çalışan her çocuk gibi çok soru sorardı ve ananesi mümkün olduğunca ve bildiği kadarıyla cevaplamaya çalışırdı. Annem nerde diye soracak oldu birgün, Göklerde diyiverdi düşünmeksizin. Hiç gelmeyecek mi diye sorduğunda ise, 'Elbette ki gelecek' diye ...

Survivor'da Eleme Heyecanı

Hikayede anlatılmayan olgular vardır bazen. Mesela bir kitap okurken, size şaşırtıcı gelen bir detayın peşinden gitmek istersiniz. Fakat yazar sizinle aynı düşüncede olmadığından o noktaya pek değinmez. Onun için, belki de önemsiz bir anıdır. Böyle anlar geldiğinde, hemen hayal kurmaya başlarım ve o kurduğum hayalin kitapta olmasını isterim. Bazen kendimi fazla kaptırırım, dakikalar boyunca o küçük ayrıntıdan bir dünya yaratırım. Ve bu benim için harikulade eğlencelidir... Ben küçük bir çocukken, bir hayal kurmadan uyuyamazdım. O hayalin beni uyuması gerekirdi. Ve Allah'a dua ederdim; "Lütfen büyüyünce benden hayallerimi alma ve rahatça uyuyabileyim." O zamanlar gözlemlediğim yaşlıların hayal kurmadığıydı. Öyle olmak en büyük korkumdu. Ve gerçekçi olamamamdaki en büyük etken de, o gün ettiğim duaydı. Öyle olmasını istemeseydim, öyle olmayacaktı. Allah'tan dilediğim o şeye gerçekten inanmasaydım, bu etki gerçekleşmeyecekti. Belki o kadar değil, yatağımın kıyısında ...

Kızıl Saçlı Sarışın

Resim
Bu şarkıyı biliyordum ama sözlerinden adını sanını çıkarabileceğimi hiç tahmin etmiyordum. Şimdi tepe tepe dinleyebilirim ve önerebilirim. Dinleyin ve zevkine varın. Bazı yerleri saçmalık gelebilir ama genel itibarıyla beğeniyorsun.