Sarılmak iyi birşeydir. Ve sarılmak sizi hayata bağlar. Kollarınızla başka bir kollara, başka bir vücuda bağlanabilirsiniz. Ve bu sizi mutlu hissettirir. Kollarınızın arasına aldığınız kadın, kolları arasına alır seni. Ve kollarındayken, kollarındasındır. Boynuna sarılabilir, saçlarını okşayabilirsindir. Çünkü artık bağlantı gerçekleşmiştir. Bağlantının temel unsuru sağlanmıştır. Başka bir hayata bağlanılmıştır. Aklıma kimin söylediğini hatırlamadığım şu söz geldi; Gülersen dünya seninle güler, ağlar isen yanlız ağlarsın. Üstad çok haklı. Yo yo ağlamıyorum ama şu an yanlızım ve ağlamanın tam sırası... Kelimenin gerçek anlamıyla yanlızım fakat mecaz anlamında ise değilim. Odamda yalnızım fakat yarim vardır yanıbaşımda. Onun varlığı şu an ruhanidir. Fakat gerçek olması da muhtemeldir.
Bu yazı saçmasapan gerçekleri iletir. Ve şiddetli hasara yol açabileceği gibi, şiddetli baş ağrısı, şiddetli karın ağrısı ve şiddetli baş dönmesi de yapabilir. Belki de hiç bir şey yapmaz. Karın bölgesinde oluşan yağlarını aldırmak için doktora giden adamlar biliyoruz evet aramızdalar onlar. Ve küfür edip, aşağılanmayı bekliyorlar. Onları geçelim. Parasını bankamatikten çekemeyip vezneden çekmeye çalışan yaşlı teyzeler biliyorum ve cahil diye alay edildiklerini de duydum. Ne gariptir ki, insandan her şeyi bilmesi beklenir. Tabi bu bekleyenin yetersizliği, karşısındaki insanı kendisinden daha iyi ve daha güçlü görmek istemesinden midir nedir Allah aşkına? Aslında cahile cahil demek de hiçbir sakınca görmem. Cahilse, o cahildir. Su götürmez bir gerçeği neden ondan saklayayım ki? Fakat gelin görün ki, benim küçük aptal insanlarım (ki burda kastettiklerimin kesinlikle siz, okuyucularım değilsiniz), cahil olduğu gerçeğini tek bir şey ile açıklayabilirsi...
Bilmediğimiz yerleri, yönleri, sayıları, yazıları, doğruları ve yanlışları hep bir bilene sorduk hayatımız boyunca. Onlarda bilgilerinden yola çıkarak cevapladılar bazılarını ve sustular bazılarında. Ama ne var ki, sorulanlar azalmadı da arttı ve cevaplar o kadar farklılaştı ki, aranılan cevap hangisidir, kimse bilemedi. Bazıları yaşamadan romancı oluverdiler ve sormadılar yaşayanlara. Sadece hayal etmekle yetindiler. Ki hayal etmek, sizi eşsiz dünyalara vardırır, gerçeğin üzerinde bir noktaya çıkarır. (Ama gerçek değildir, hayalin gerçekleşirse hayal olmaktan da çıkar pek tabi. Salt gerçeklik kalır elinde) Fakat sormadılar yaşayanlara ve hayal etmekle yetindiler. Hayalleri hayaller aldı ve olmayan dünyada, olmayan romantizmin içinde boğulup durdular ve kendilerinin sonsuz bir yalnızlığın eseri olduğunu düşündüler. Aksine sonsuz bir yalnızlık değildi onlarınki, sadece sonsuz bir yalnızlığa özenme biçimiydi. Ki bu da, sonsuz yalnızlığın ne demek olduğu hakkında en ufak bir fikirl...
Yorumlar
Yorum Gönder