Sayfalar

Follow by Email

30 Mayıs 2013 Perşembe

Hasta Adamın Güncesi

Güzel günlerin şafağında, yani hepimiz uyurken, bazen uyandığım olur. Kalkarım, yatağımda doğrulurum. O saat aklım pek yerinde çalışır... Dünya'nın en hazır cevaplarına, bilgi yoksunu ama konuşmaya cesaretli, cahil insanlara cevap verirken bulurum kendimi. O gün veya daha evvelindeki sohbetlerimizi kafamda tekrar tekrar yaşarım ve o gün veremediğim, sırf hazır cevap olmadığım için benden daha zeki gözükmesine izin verdiğim cevaplarımı değiştiririm. Bu konuda hayıflanırım dostlarım. Evet, o saatlerde aklıma hep bunlar karışır. Siz sevgililerinizin güzel koyunlarını düşlerken, ben bunlara kafa patlatırım. Hastalıklı beynimi rahatlatmaya çalışırım.

Bu baylar, kendi nezlinde ve özellikle çevresinde çok akıllı adam muamelesi görürler. Sözleri geçer. Her işi yapabilen, atik adamlardır. Şöyle diyeyim, bu yarım akıllıların yapamayacağı bir beden işi yoktur. Ama dostlarım, bunları okumamış insan olarak görmeyin. Bunlar onlardan daha tehlikeli, yarı cahillerdir. Bunlar, sizle aynı iş yerinde de çalışıyor olabilirler. Hatta patronunuz bile olabilir günün birinde. Dolayısıyla bu yarı cahillerin, size emir veren bir yerde olması, canınızı sıkar ve sizi aşağılık bir hayvan gibi gösterebilir.

Bu adamları yaratan cahiliye değildir sevgili dostlarım. Bu adamları yaratan, kurumlardır, okullardır. Yarı eğitimini verdiren her türlü hükümet, benim gözümde suçludur. Ama tabii kaynaklar da bu adamın kişiliğini ortaya çıkaramaz mı? Yani şöyleki, onunla aynı eğitimi almış bir kişi, neden onun yaptığını yapmaz? Hayır dostlarım, şu an vazgeçtim, bu adam sırf bu adam olduğu için suçludur. Ama ben kimim ki, doğal bir yasayı yargılayacak güçte olayım. Bu adam doğa içinde var oldu. Doğanın doğrusu ve yanlışı olmadığı için, bu adama saygı duymak gerekir. Tıpkı doğaya saygı duyan her bilinçli adam gibi... Ama bizim gibi olmayan bilinçsiz insanlar, bu adamlarla çatışırlar. Çünkü bilinçsiz insanların doğaya saygısı yoktur. Doğal olan da onunla çatışır. Bu da yanlış esasen. Doğaya saygısız olan da doğanın bir ürünü değil midir. Yersiz bir sav ileri sürdüğüm için beni bağışlayın aziz dostlarım. Ne yapalım, hastalıklı bir adam olduğumu söyledim size. Hem hastalıklı da değilim esasen, hastalıklı olmayla övünmek isteyen biriyim.

Hasta olmayla keyif alabilen bir insanım. Çokça, elim kolum sargılı okula gittiğim, bazen sokaklarda topallayarak yürüdüğüm oldu sevgili dostlarım. Bunu niçin yaptığımı soracak olursanız (hatta bazılarınız hasta insanların halinden anlamak için yaptığımı bile düşünebilir), sadece keyif aldığım için yaptım. İnsanların bana bakıp, iyiki ben öyle değilim düşüncesindeki bakışlarını sezmek için yaptım. Bundan sinsice bir zevk duyardım. İnsanları kandırdığımı, onlardan daha zeki olduğumu, yine kendime ispatlardım. Bu da size aptalca gelebilir dostlarım, ne yapalım ben de böyle biriyim işte. Nedendir bilinmez, çevremdeki insanlardan hep daha zeki olduğumu düşünürüm. Bu da onun gibi aptalca bir sav işte. Yoksa öss puanım bu kadar düşük olmazdı değil mi? -Kah Kah Kah!

Yahu o değilde, şimdi okuyunca güzel günlerin şafağı ile başlayan cümlemi neden kurduğumu düşündüm. Taktir edersiniz umarım yazıma başlamadan önce, süslü cümleler kurup sizin gönlünüzü çalmak istedim. Şimdi bunu yaptığım için çok utanıyorum. Ama yine de silmeyeceğim işte, kalacak öyle. Anlam bütünlüğünü bozan paragraf sorusu gibi orada belirecek. Her şey kurallı mı olur, bazı kuralları da kendimiz koyalım. Hem burada tanrıcılık oynadığımı söyleyeceğim, hem de saçmalamayacağım. Bak sen!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder