Sayfalar

Follow by Email

4 Aralık 2012 Salı

Rutin

  Hikayede anlatılmayan kişiyi öldürmeyi planlıyorum. Nasıl olsa hikayede değil, kimse farketmez öldüğünü. Sonra gömeceğim şöyle çokça pahalı bir mezara. Gelip gideni olmadığı için, kalacak mezarlığın çarpık kentleşmesinde tek başına.

  Sonra anlatacağım diğer hikaye, o da şöyle olacak: Yakışıklı bir bey çıkacak kızımızın karşısına, pat diye aşık olacak. Doğru, aşk bir şans işidir. Bunları da bulacak lotocunun önünde, aynı milli piyango biletine baş koyacaklar. Biri diğerine bırakırken bileti, PAT! aşık olup gittiler. İşte böyle basit bir doğa olayıdır aşk dediğimiz olay. Sonrası malum, bu erkek tam erkek, mert, atik, aldatmaz, ağlatmaz, iyi araba kullanır, elinden her iş gelir, sarar, sıkmaz, bazen kıskanır ama kıvamında, devamlı güzel sözler eder sonra pat diye keser, kızı kendine çeker. Kızın tek istediği bu gizemli ayardır, hamurunu iyi yoğurduğu için memnun olur.

    Hoşbeş ile geçen yıllardan sonra, yolları bir mezarlığa düşer, düşmez ama hikaye anlatıcısı olduğum için ben istedim düştü. Gelirler mezara, o mezardan geçerler bakın şansa, zatın ismi yazmakta elbet, fakat kimse tanımamakta, burda anlatmaya da gerek görülmemekte zatım tarafınca. Velhasıl, bir not ilişmekte gözlerine, tarif ettiği bir kız vardır mezar taşında. Bu kıza benzemekte pek tabi, yoksa niye anlatayım. Erkek ve kadın yazıyı fark edip, kime ithaf edildiğini pekala anlamışlardır, orası da malum, sonrası bizi alakadar etmektedir, benim neden hikayede anlatılmayan o kişiyi öldürdüğüme dair bilgi de içermektedir. Sonrası şöyle gelişir, gelip geçerler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder