Sayfalar

Follow by Email

19 Mayıs 2013 Pazar

Kısa bir Not


Aklıma bir şey gelmiyor, çıldırmak üzereyim. Zorunda olduğum için saçma sapan şeyler yazmak zorunda kalıyorum. Üstüne üstlük bunu gayet edebi bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Biraz sıkıcılık katıyor sanırım. Ne yapalım, bu da öyle gayet sıkıcı, okunmaya bile değmeyecek bir yazı olsun. Zaten kimi kandırıyorum ki, basit aşk hikayelerinden başka dikkat çekici bir şey yoktur dünyada. Üstüne üstlük ben kimim ki, aynı hiyerarşide bulunduğum insanlara akıl dağıtacağım. Onların akıl alacakları saçma kanunları, televizyonları ve bilgisayarları var. Ben ise, kendime bile ait olmayan bir metrekare içerisinde yazılarını yazmaya çalışan sağduyulu bir insanım.

Neyse dostlarım, bırakalım sıkıcı konuları. Kendimi aşağılarken bir yandan da yükseltmemi mazur görün. Çünkü insanlar da, aslında aşağılık yaratıklar olduklarını bildikleri halde, kendini hep yüksekte görmezler mi. Bütün bu aşağılıklarımızı sakladığımız güzel kaplar içinde, kendimizi çevremize sunmaz mıyız. Yaptığımız kötü işleri, kendimize yakıştıramadığımız için saklamaz mıyız. Kimi zamanda bunları, gerçek benliğimize ulaşmak için yaparız. Kendimiz olmaktan başka ne yaparız ki. Ama bunu da dışarıdan saklarız. Kendimizi de kendimizden başkası görmez. Biraz da bağırdığımız insanlar, aşağılıklarımızın bir kısmını görür. Ama ne kadar da derine baksalar da, bir kısmını ancak görebilirler. Çünkü dostlarım, ruh bilimi o kadar derin ve kendi kendini koruyan, harika bir rol yeteneğine sahiptir ki, en iyi dostlarınız, anneniz ve hatta karınız bile onu boylu boyunca göremez. Bir gün, kendinizi arkadan bıçaklanmış olarak görmeniz, sizi hiç şaşırtmasın sevgili dostlarım. Bunlar gayet sıradan ve mümkünatı olan durumlardır.

Haydi burada bitiriyorum, kısa kesmekte yarar var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder